Ara
  • Gulenbilge

Lucy'nin Parmaklıkları

Güncelleme tarihi: 17 Eki 2018


Snoopy’yi meşhur eden Peanuts dizisinin çizeri Charles Schulz’un en sevdiğim karikatürüdür bu. Çocukluğumdan beri her baktığımda beni memnuniyetle karışık bir hayrete düşürür.


Sürekli Charlie Brown’u ve kardeşi Linus’ı çileden çıkartan, biraz aksi biraz bilmiş, bir tek Beethoven hayranı dâhi arkadaşı Schroeder’e olan aşkının yumuşatabildiği bu özgün ve güçlü karakterin kendi yapabildiklerine hayret etmesine hayret ederim ☺ İlk üç karede, bir yandan babasına yataktan çıkmak istediğini haykırıp ondan yardım isterken bir yandan da farkında olmadan önündeki engelleri (tabii bu durumda yatak parmaklıkları) aşan bu küçük kızın, dördüncü karede birdenbire büyümüş olmasına ve tek başına geldiği noktayı fark ettiğinde yüzünde beliren o saf ifadeye bayılırım. İlk karedeki çaresizlikten ve ikinci karedeki engellerden eser kalmamış, üçüncü karedeki minicik ayakların altında görülen hız çizgileri onu arzuladığı yere getirmiştir. Yataktan da, odadan da çıkmıştır!


Yaşamda da benzer dört aşamadan geçiyoruz; çoğu zaman da farkında olmadan. Niyet, hareket, süreklilik ve sonuç. Farkında olmadan diyorum çünkü genellikle çok arzuladığımız durumlarda, geçmekte olduğumuz aşamaların bilincine varmayız. Önce o tutkuyu hissederiz. İç sesimiz bize tam da kelimenin manasıyla artık yataktan çıkmamız gerektiğini söyler. Çıkacağız artık, başka yolu yok! Niyeti koyarız. Ama harekete geçebilmek için güvenebileceğimiz, akıl danışabileceğimiz birilerine ihtiyacımız vardır henüz. Hatta kimi zaman “Bunu yapabilir miyim acaba?” git-gelleri yaşarız. Yaşamımızın bazı dönemlerinde birilerinin elimizden tutması gerçekten çok değerlidir. Bize yol gösterir, ilham olur, destek verirler. Sonra bir gün gelir, ilk adımlarımızı da kendimiz atmaya başlarız. Artık onları tek başımıza atacak, kendi kendimizi harekete geçirecek cesaretimiz, birikimimiz, deneyimimiz vardır. Bu kez de bu aşamayı fazla kolay bulmaya başlarız. “Bu kadarını herkes yapıyor zaten!” Ve eğer niyetimiz çok güçlüyse, bize artık kolay gelen eylemlerimiz yani hareketimiz doğal olarak devam eder. Engeller bizi yıldırmaz. Ver elini süreklilik! O yol bizim için doğaldır, kolaydır, sadedir. Yolun kendisi bizim olur. Sonunda bir de bakmışız, hani o ilk başta “Acaba? Ben mi? Yok canım!” dediğimiz yere gelmişiz, hatta oradan devam bile ediyoruz ☺ O yer, yeni bir niyet doğurur ve hız çizgileri bizimle birlikte yürür. İşte tam o noktada Lucy’nin yaptığı gibi bir an durup yaptıklarımızı takdir etmek, yapabileceklerimizi bilinçli olarak fark etmemizi sağlar.

Bir ay, bir yıl, beş yıl ya da daha önce... Çok istediğiniz herhangi bir şeye adım attığınız o zamanı düşünün lütfen ve bugüne dek yürüdüğünüz yolu fark edin.

Süreklilik, devamlı aynı şeyi aynı şekilde yapmak değildir. Hayatta her şey birbirini besler. Önemli olan, değer verdiğiniz sonucu zihninizde canlı tutmanızdır. Bazen yardım çağrısı gerekir, bazen parmaklıklardan tek başımıza tırmanmak, bazen de hiç durmadan yürümek... Ama sonuç mutlaka bizi yataktan çıkartacaktır.



46 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör